/ / Aileleri üstün yetenekli bireylerin çocukluklarında neler yapmış?
anneyseneditor

Aileleri üstün yetenekli bireylerin çocukluklarında neler yapmış?

22.07.2015 |
Aileleri üstün yetenekli bireylerin çocukluklarında neler yapmış?

Olağanüstü buluşlarla insanlığa ışık tutan bilim insanı nasıl bir aile ortamında büyümüş? Maçlarını hayranlıkla izlediğiniz yetenekli tenisçinin ailesi çocukken onu nasıl yönlendirmiş? Müziklerini kendinizden geçerek dinlediğiniz maharetli müzisyen çocukken nasıl bir yol izlemiş? Hiç merak ettiniz mi?

“Her Çocuk Üstün Yeteneklidir” kitabının yazarı ve Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Bahar Eriş, üstün yetenekli insanların çocukluklarının nasıl olduğunu, ailelerinin neler yaptığını, çocuklarının yetenek potansiyelini nasıl keşfettiklerini ve keşfettikten sonra nasıl bir yol izlediklerini anlattı.

Yüksek potansiyelli bir çocuk nasıl üstün yetenekli bir birey olur?
Ünlü eğitimci Benjamin Bloom, “Erken dönemde yüksek potansiyeli olan çocuklar, büyüyünce nasıl üstün yetenekli bireyler olmuşlar?” diye merak etmiş. 120 üstün yetenekli insanı mercek altına alan çok geniş kapsamlı bir araştırma yapmış. Üstün yetenekli piyanist, heykeltıraş, yüzücü, tenisçi, matematikçi ve araştırmacı nörologlarla ve aileleriyle görüşmeler yapmış1.

Elbette her üstün yetenekli insan ilgi ve sevgi dolu bir aile ortamında yetişmemiş olabilir. Ancak genel olarak, çocukluktaki aile ortamının, üstün yetenek potansiyelinin ortaya çıkışı ve gelişmesinde çok önemli olduğunu görüyoruz.

Araştırma sonucunda öne çıkan 9 temel nokta şöyle:
1. Çocuklukta öne çıkan temel yetenek işaretleri nelermiş?  Üstün yetenekli yetişkinlerde, çocuklukta 3 temel özellik öne çıkmış:

  • Yetenek alanına yoğun bir ilgi ve duygusal bağlılık.
  • Yetenek alanında çok başarılı olma arzusu.
  • Yetenek alanında çok yüksek başarı düzeylerine ulaşmak için gerekli zaman ve çabayı harcamaya isteklilik.

2. Hangi yaşta ne tür motivasyon teknikleri uygulanmış?

Aileler, çocukları gelişim aşamalarına uygun bir şekilde yani küçükken şeker, çikolata ya da çıkartma gibi ödüllerle motive etmişler. Ergenlik dönemi  ve sonrasında, dünyaca ünlü olma hayali önemli bir motivasyon kaynağıymış. Ayrıca çocuk küçükken, aileden ve öğretmenlerden övgü almak çok daha önemli olduğundan bu da önemli bir motivasyon kaynağı imiş.

3. Erken çocukluk dönemi nasıl geçmiş?

Erken dönemde çocuğu özgür bırakmak; öğrenme sevgisini, belli bir alandaki potansiyelini ya da ilgisini desteklemek önemli. Çocuğu erkenden çok zorlamak ise çocuğun erkenden soğumasına sebep olur. Araştırmadaki üstün yetenekli yetişkinlerin ortak noktası; oyunla, eğlenceyle, keşifle geçmiş bir çocukluk dönemi:

  • Bu dönemde aileler çocuklarını zorlamadan ilgi duyduğu alanı tespit etmiş.
  • Bu dönemi olabildiğince eğlenceli ve pozitif deneyimlerle doldurmuş.
  • Çocuğun merakını ve heyecanını körüklemeye çalışmış.
  • Materyal açısından zengin seçenekler sunmuş.
  • Çocuğun zeka ya da yeteneğinden çok, çabasına övgüde bulunmuş.
  • Çocuğun fiziksel ve duygusal olarak hep yanında olmuşlar.

4. Teknik ustalık döneminde aileler ne yapmışlar?

Erken dönemde çocuğun konuya olan sevgisi ve tutkusu, yaşadığı pozitif deneyimlerle güçlenmiş. Ardından gelen evre, teknik ustalık evresi olmuş. Bu dönem teknik becerilerin geliştiği, disiplinli ve düzenli çalışmanın öne çıktığı ve erken döneme göre daha resmi bir eğitimin gerçekleştiği bir teknik ustalaşma dönemi:
Bu dönemde çocuğun kendisi yetenek alanında daha fazla uzmanlaşma isteği gösterince daha bilgili hocalar devreye girmiş.
Öğretmenler çocuğa konuyla ilgili teknik bilgi ve dili öğretmiş. Bilgiye dayalı eleştirilerde bulunup hataları düzeltmeye yoğunlaşmış.
Bu dönemde aileler çocuklarının o alandaki eğitimine daha fazla para ve zaman yatırımı yapmışlar.

5. Yeteneğin olgunlaşması döneminde aileler neler yapmış?

Bloom’un ifadesiyle “genelleştirme” ya da “olgunlaşma” evresi, çocuğun seçtiği alanı daha kişisel hale getirdiği bir evre. Yeteneği üzerinde daha çok düşündüğü, kendini ifade etme aşamasına geçtiği, tutkuyla tekniği birleştirdiği, kendini eleştirecek bilgi düzeyine ulaştığı, orijinal çalışmalar ortaya koymaya başladığı, işin içine daha çok duygu ve anlam giren evre.
Çocuk bu dönemde günde 4-7 saatlik yoğun çalışma temposuna girmiş.
Konunun ustalarıyla birlikte çalışmış.  Zaten zorla bulunan öğretmenler kalitesiz işe ya da tembelliğe tahammül göstermediği için çok yoğun bir çalışma dönemi olmuş.
Bu dönemdeki öğretmenler, korkulan ama aynı zamanda sonsuz saygı duyulan kişiler.

6. Aileler çocukların merakına nasıl yaklaşmış?

Çocuk doğası gereği meraklıdır. Neden sorusunu her çocuk sorar. Ancak bir kısmı bir süre sonra cevap alamadığı, soru sorması hoş karşılanmadığı ya da soruları geçiştirildiği için bundan vazgeçer. Araştırmada, bu meraklı çağda ailelerin çocukların sorularına büyük bir ciddiyetle cevap verdikleri ve daha çok soru sormalarını teşvik ettiklerini göstermiş.

7. Üstün yetenekli öğretmenlerin rolü nedir?

Efsanevi Beatles’ın üyesi, ünlü müzisyen Paul Mc Cartney okulda iyi bir öğrenciymiş. Ama en ilgisini çekmeyen konu müzikmiş. Mc Cartney, müzikteki yeteneğinden bihaber olmasını müzik öğretmenine bağlıyor. Okulda müzik öğretmeni derse girer, bir klasik müzik plağı koyar, sonra koridorda sigara içmek için sınıftan çıkarmış. O arada öğrenciler sigara içip kâğıt oynarlarmış.
Bloom’un araştırmasında da, öğretmenlerin genel anlamda sıradan kişiler olduğu, ortak noktalarının motivasyon yaratma ve motivasyonu sürdürme olduğu görülüyor.

  • Ortak noktaları, konuyu sevdirmek.
  • Öğrencinin dikkatini çekmek, konuyu ilginç kılmak ve öğrencinin daha fazla öğrenmek istemesini sağlamak. Diğer bir deyişle, iyi bir öğretmenin duygusal zekâsının yüksek olması gerektiğini söylemek yanlış olmaz.
  • Öğretmenin öncelikle empati yeteneğinin olması, öğrenciyi dinlemesi ve gözlemlemesi, öğrenciyle güven bağı kurabilmesi ve o konuda kendisinin uzman olmadığını kabul edecek özgüvene ve öğrenciyi doğru kanallara ve kaynaklara yönlendirebilecek mesleki donanıma sahip olması gerekir.
  • Çoğunlukla kendisi yapmak yerine yaptırması, anlatmak yerine anlattırması, çözmek yerine çözdürmesi gerekir. Yani balık vermek yerine balık tutmayı öğretmesi gerekir.

8. Üstün yetenekli müzisyenlerin bebekliği nasılmış?

Bloom, araştırmasında dünyaca ünlü 21 piyanistle görüşmeler yapmış.
Müzik, bebeklikten itibaren hayatlarının bir parçasıymış. Sabah müzikle uyanıyor, müzik eşliğinde mama yiyor, müzikle uyuyorlarmış.

  • 21 piyanistin 15’inin evinde daha çocuk doğmadan bir piyano varmış.
  • Çocuklukta olağanüstü piyanistler olmasalar da aileleri onlar için rutin bir çalışma programı belirlemiş ve buna sadık kalmışlar.
  • Bazı anne babalar çocuklarının müzik yeteneği olduğunu düşündüğü için, çocuğun müzik eğitimine daha erken başlamasını sağlamış.
  • Çocuklar henüz ilkokuldan mezun olmadan konser piyanisti olarak bir kariyer belirlenmiş. “Piyanist” olarak etiketlendikleri için daha o dönemden kendilerini piyanist olarak görmeye başlamışlar.
  • Bu ailelerde müzik evin bir parçasıymış.
  • Enstrüman çalmak başta çocuklara bir seçenek olarak değil zorunluluk olarak sunulmuş. Ancak aile son derece pozitif destek vermiş. İlk hocalar hep sıcak ve anaç özellikte kişilerden seçilmiş. Çocukların kendi yaşıtlarına göre çok daha fazla piyano çalarak zaman geçirmesi sağlanmış.
  • Rutin günlük çalışma, okulda ya da diğer sosyal ortamlardaki faaliyetlerden ve oyundan önce gelmiş.
  • Erken çocukluk dönemi; bu bireylerin piyanist olarak bir kimlik geliştirmeye başladıkları, bir rutin geliştirdikleri, daha fazla öğrenme için motivasyon kazandıkları, hayallerin oluştuğu ve aileler tarafından desteklendiği bir dönem.

9. Ünlü matematikçilerin zihinsel yetenek potansiyelini nasıl açığa çıkmış?

Araştırmada Bloom 20 önemli araştırma matematikçisiyle de görüşmüş. Bu bireylerin çocukluk döneminde öne çıkanlar neymiş?

  • Ailelerini eğitime ve başarıya önem ve değer veren aileler. Bu değerler çocuklara da geçmiş.
  • Anne ve babaların kendileri de genellikle eğitimli, çalışkan ve başarılı kişiler.
  • Çocuklarının ilgi alanını seçmesinde onları zorlamamışlar. Ancak seçtiği alanda çok çalışması ve başarması gerektiğine inanmışlar.
  • Sürekli kitap okumuşlar, çocuklarına da kitap okumuşlar,  kitap okumanın önemini vurgulamışlar. Çocuklarına entelektüel bir model teşkil etmişler.
  • Bu ailelerin çoğu, çocuklarına normal bir çocuk gibi davranmış, üstün etiketi yapıştırmamış.
  • Hal Foster adındaki matematikçi, “Babam bir çocuğu özel olduğunu düşünmeye teşvik etmenin yanlış olduğuna inanırdı. Hal matematikte başarılı, ancak başka birçok alanda öyle değil derdi,” diyor.
  • Bazıları ise çocukları IQ testinde yüksek puan alır almaz dâhi muamelesine başlamış, ancak bunun ardından da çok çalışma konusunda desteğe devam etmiş.
  • Matematikçilerin bir kısmı çok erken, bir kısmı geç konuşmuş: Birisinin annesi, “Öyle geç konuşmaya başladı ki bu çocuğun nesi var diye endişeleniyordum,” diyor. Bir diğeri de çocuğunun çok yavaş olduğunu, çok geç konuştuğunu, dışarıdan parlak görünmese bir sorun olduğunu düşünebileceğini söylüyor.
  • Aileleri çocuğa cevaplar sunmaktan çok kendisinin araştırmasını teşvik ediyormuş.
  • Çoğu, IQ testlerinde yüksek puanlar elde etmiş. IQ testleri sözel ve matematik sorular içerdiğinden bu beklenen bir sonuç... Bir matematikçi, yüksek IQ skorunu evde yapılan sohbetlerde ve oynanan oyunlarda çok fazla sözcük duymuş olmasına bağlıyor.
  • Hepsinin normal devlet okullarında eğitim görmüş. Hiçbiri zihinsel yeteneklerinden ötürü özel bir okula gönderilmemiş ya da okul içinde özel bir yöntemle eğitilmemiş. Okul dışı veya okul sonrası etkinlikler onlar için önemli deneyimler olmuş.
  • Yetenekleri birkaç istisna dışında okulda genellikle göz ardı edilmiş ve keşfedilmemiş.
  • En iyi diye tanımladıkları öğretmenler kendi başlarına çalışmalarına olanak tanıyan ve kendilerine ilgi alanları doğrultusunda ek materyaller sunan öğretmenler.


Her çocuk kendi hızında ilerler!
Her çocuk kendi hızında ilerler. Çocuğun belli bir alanda üstün yetenek düzeyine ulaşması için, hangi yaşta başlarsa başlasın mutlaka bu 3 evreden geçmesi gerekiyor. Farklı çocuklar bu evrelerden farklı yaşlarda, farklı hızlarda, farklı biçimlerde geçebilirler. En önemli nokta, bir evrede çok uzun süre takılı kalmadan bir öğrenme ritmi yakalayabilmek ve desteğin kesilmemesi.

“Bilinçli pratik” önemlidir!  

  • “Bilinçli pratik” nedir? Çocuk tekniğini geliştirmeden aynı noktada takılı kalmışsa, kendini sürekli tekrarlıyorsa, öğrenme döngüsünü tamamlamış değildir ve üstün yetenekli diyebileceğimiz noktaya henüz ulaşmamıştır. İsveçli bilim insanı Anders Ericson, “bilinçli pratik” diye bir kavramdan söz eder. Çocuğun bir noktada takılmadan ilerleyebilmesi için bilinçli pratik yapması gerekir. Bu ne demek?

Bir adımı başardıktan sonra biraz daha zorlu bir adıma geçme

  • Çok sık tekrar
  • Odaklı çalışma
  • Bol hata yapma
  • Hızlı geri bildirim
  • Kendini samimi bir biçimde eleştirme

 

Üstün potansiyel ile üstün yetenek arasında uzun bir süreç yatar.

Başlangıçtaki yetenek düzeyi ne olursa olsun, olağanüstü yetenek düzeylerine ulaşmak için bazı şeyler çok önemli: Aileden ve çevreden destek, mümkün olan en iyi öğretmen ve rol modellerle çalışma, motivasyon, amaca odaklılık, uzun vadeli taahhüt ve yetenek alanına giderek artan bir tutkuyla bağlılık.

Özetle;
Bloom’un araştırmasındaki 120 üstün yetenekli bireyin çoğu da, çocukluk döneminde açık seçik bir yetenek sergilememiş. Hatta gelecekte dünya çapında başarıya ulaşacakları ergenlik döneminin başlarında bile çok net değilmiş. Bu bireylerin sürekli motivasyon, kendilerini adayarak çalışma ve etraflarındaki destek ağı sayesinde en tepeye yükseldikleri görülüyor.

1 Bloom’un araştırması, bu alandaki en önemli araştırmalardan birisi olarak kabul edilir. Okumak isteyen varsa, araştırmayı Developing Talent in Young Children başlığıyla kitaplaştırmıştır.

Siz Ne Düşünüyorsunuz?

Anneliği Kolaylaştırıyoruz

Ürün veya hizmet arayın

Ara

Anneysen.com; Anne Cevapları bölümünde sorularınıza tecrübeli annelerden farklı cevaplar bulabilmenizi sağlıyor. 20 bin soru içerisinde arama yapabilir, ya da kendi sorunuzu annelere sorabilirsiniz. Anneysen.com; Uzman Cevapları bölümünde, 30 farklı alandan 100’e yakın uzmana bebeğinizle, çocuğunuzla, kendinizle ve aile yaşantınızla ilgili tüm sorularınızı sorabilmenize olanak sağlıyor. Anneysen.com; Uzman makaleleri ve Videolar bölümünde merak ettiğiniz konularda uzmanların ilgili makalelerinden ve videolarından yararlanabilmenizi sağlıyor. Anneysen.com; Yemek tarifleri bölümünde bebeğiniz ve tüm aileniz için denenmiş farklı yemek tarifleri bulabilmenizi, Anne Yazıları bölümünde annelerin yazılarını takip etmenizi, Bloglar bölümünde blog yazarı annelerin yazılarını takip etmenizi sağlıyor. Anneysen.com; Hafta Hafta Hamilelik bölümünde, bebeğinizde ve sizde olan değişiklikleri öğrenmenizi, 40 haftalık hamilelik sürecinde merak ettiğiniz herşeyi takip etmenizi; Ay ay bebek gelişim bölümünde bebeğinizin fiziksel, sosyal, algısal gelişimini ay ay takip etmenizi sağlıyor. Anneysen.com; Bebek İsimleri bölümünde, binlerce ismin anlamını; İsim Analizi bölümünde ise çocuğunuzun isminin karakterini nasıl etkilediğini öğrenmenizi sağlıyor. Anneysen.com; Çarşı bölümünde anne ve anne adaylarına ihtiyaç duydukları ürün ve hizmetler ile ilgili marka ve firmaları tanıma fırsatı sunuyor. Ayrıca, Çarşı bölümündeki firmalar, anneysen.com üyelerine özel indirim fırsatları da sağlıyor.